Türkiye'nin en kapsamlı Türkçe glokom sitesine hoşgeldiniz...  



 
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 

Glokom ve Diyabetik Retinopati İlişkisi

 

~ Primer açık açılı glokom (PAAG) ve diyabet ilişkisi hakkında çok fazla araştırma yapılmasına rağmen tam bir fikir birliği oluşmamıştır.
~ Yapılan geniş çaplı epidemiyolojik çalışmalarda elde edilen sonuçlar hasta gruplarının farklı seçilmesinden kaynaklanan değişik sonuçlarla doludur.
~ Sonuçlar;
1. PAAG ve diyabet arasında pozitif korelasyon vardır
2. PAAG ve diyabet arasında ilişki yoktur
3. Diyabet PAAG için koruyucudur

şeklinde tamamen zıt ifadeleri içermektedir.

~ PAAG ve diyabet arasında pozitif ilişkiyi saptayan çalışmalar:
o Blue Mountains Eye Study
o Beaver Dam Eye Study
o Rotterdam Eye Study Bu çalışma grubunda diyabet tanısı, rasgele bakılan veya glukoz tolerans testi sonrasında kan şekerinin 10 mmol/I’nin üzeri saptanması olarak belirlenmiştir.

~ PAAG ve diyabet arasında ilişki saptamayan çalışmalar:
o Framingham Eye Study
o Baltimore Eye Study
o Barbados Eye Study

~ Diyabet PAAG için koruyucudur diyen çalışmalar:
o Ocular Hypertension Treatment Study

Bu çalışma grubunda diyabet tanısı hastanın ifadesine dayanmakta olup, laboratuar testleriyle ispatlanmamıştır. Diyabetik retinopatisi olan hastalar çalışma dışına alınmıştır.

~ Bütün bu raporlara rağmen genel kanı PAAG ve diyabet arasında bir epidemiyolojik ilişkinin olduğudur. Ancak hastalıklar arasındaki patofizyolojik ilişki tam olarak ortaya konamamıştır. Olası teoriler, diyabetin optik sinir liflerini mikrovasküler iskemiye duyarlılaştırdığı ve her iki hastalık arasında genetik ortaklık bulunduğu şeklindedir. Diğer taraftan Flammer diyabetin yüksek göz içi basıncına duyarlılaşma yapmadığını, bu hastalara uygulanacak tedavini diyabeti olmayan glokom hastalarınki ile aynı olduğunu belirtmektedir. Flammer ayrıca diyabetli hastalarda göz içi basıncının aşırı düşürülmesinin gelişmekte olan retinopatinin hızlanacağını bildirmekte, bu hastalara tedaviyi planlarken kar-zarar ilişkisinin ön planda tutulması gerektiğini belirtmektedir. ~ Sıçanlarda yapılan deneysel bir çalışmada diyabetik hayvanların kronik GİB yüksekliğinde retina gangliyon hücreleri apoptotik sürece daha fazla girme eğiliminde olduğunu gösterilmiştir.;

~ İnsan ve domuz gözlerinin sklera ve lamina kribrozalarını hiperglisemik ortamda enkübe edildiği bir invitro çalışmada ekstrasellüler matriks yapılarında anlamlı kalınlaşmalar olduğu izlenmiştir. Bu peripapiller sklera ve lamina kribroza kalınlaşmasının GİB yükselmesin optik sinir hasar riskini artırdığı öne sürülmüştür.

~ Diyabet-PAAG ilişkisi tam olarak ortaya konamasa da sekonder kapalı açılı glokom (NVG)-diyabet ilişkisi ispatlanmıştır. Kontrolsüz diyabetiklerde glokomun en sık izlenen şekli neovasküler glokomdur. NVG ön kamara açısında ve iris yüzeyinde izlenen anormal neovasküler proliferasyon neticesinde oluşmaktadır.

~ Diyabetik retinopati iris neovaskülarizasyonuna yol açan retinanın hipoksik hastalıklarından en sık izlenenlerinden biridir. İntaoküler hipoksik nedenlerden kaynaklanan vasküler endotelyal büyüme faktörünün NVG hastalarının ön kamara sıvısında NVG gelişmemiş preproliferatif ve proliferatif diyabetik retinopatili hastalara nazaran daha yüksek seviyelerde olduğu izlenmektedir. Diyabetik retinopati gibi retinanın diğer iskemik hastalıklarında pseudofaki, afaki ve vitrektomi iris neovaskülarizasyonun gelişmesine predispozisyon yaratmaktadır.

~ NVG üç klinik evrede izlenmektedir.
o Pre-glokom evresi
o Açık açılı glokom evresi
o Kapalı açılı glokom evresi

~ Pre-glokom evresinde genellikle GİB normal seviyelerdedir. Biyomikroskopik bakıda pupiller kenarda ve eğer hastaya daha önceden iridotomi yapılmışsa onun çevresinde küçük damar tomurcuklanmaları izlenir. Gonyoskopide açı neovaskülarizasyonu izlenmez.

~ Açık açılı glokom evresi, açıyı ve iris yüzeyinin bir kısmını örten fibrovasküler membran ile karakterizedir. Bu fibrovasküler membran hümör aköz dışa akımını kısıtlayarak GİB’nın yükselmesine neden olur. Ayrıca enflamasyon ve hemoraji de trabeküler akımı azaltabilmektedir.

~ Kapalı açılı glokom evresinde fibrovasküler membranın kontraksiyonu nedeniyle sıklıkla ekropion uvea izlenir. Bu kontraksiyon aynı zamanda pupil dilatasyonuna neden olur. Açıda ise kontraksiyon neticesinde ileriki aşamalarda total sineşial kapanmaya kadar giden periferik anterior sineşi oluşumu izlenir.

~ Henüz glokom gelişmemiş iris ve açı neovaskülarizasyonlarında yapılması gereken panretinal fotokoagülasyondur (PRP). PRP’nin ön segment neovaskülarizasyonlarını gerilettiği birçok çalışmayla gösterilmiştir. Etki mekanizması ise retinal ablasyon ile oksijen ihtiyacı azaltılmakta, anjiogenetik faktörlerin seviyesi de buna bağlı olarak düşmesi şeklindedir.

~ İris/açı neovaskülarizasyonu olan her hastada NVG kaçınılmaz değildir ancak bu hastalara profilaktik PRP uygulanacak kadar yeterli sıklıkta izlenmektedir (Shields).

~ PRP’nin GİB’nı düşürmesi eğer sineşial açı kapanması 270 derece ve altında ise daha iyi olmaktadır (Jacobson). Eğer media opasitesi nedeniyle PRP uygulanamıyor ise transkleral ablasyon yapılmalıdır.

~ Medikal tedavi, hasta açık açılı glokom evresinde ise işe yaramaktadır. Karbonik anhidraz enzim inhibitörleri, alfa-2 agonistler ve beta-blokerler topikal tedavide hümör aköz üretimini baskılayarak etkili olmaktadırlar. Prostaglangin anologları da etkilidir ancak enflamasyonu tetikleyebilirler. Miyotikler uveoskleral akımı azalttıklarından GİB’da yükselmeler yapabilir bu yüzden NVG hastalarında kaçınılmalıdır. Ağrı ve enflamasyon için topikal steroidler ve atropin verilebilir

~ Topikal beta-bloker ilaçların diyabetik hastalarda hipoglisemi semptomlarını gizleyebileceğini daima aklımızda tutmamız gerekir.

~ Medikal tedavi ile GİB’nı kontrol altında tutamıyor ve glokomatöz progresyon izliyorsak cerrahi tedavi planlayabiliriz.

~ İntraoperatif kanamanın ve postoperatif açı kapanmasının ilerlemesinin yüksek oranda izlenmesi nedeniyle NVG hastalarında filtran cerrahi az sıklıkta kullanılır. Ancak, aktif enflamayon yoksa ve neovaskülarizasyon gerilemekteyse antimetabolitlerle kombine filtran cerrahi bu hastalara uygulanabilir (Allen). PRP, topikal steroid ve sikloplejik ajanlar önemli preoperatif yaklaşımlardır.

~ Tüp implanları ön kamaraya veya vitrektomi ile kombine edilerek pars planaya uygulanabilmektedir. Bir çalışmada tüp implantının GİB’nın düşürülmesi ve görsel sonuçlar açısında siklofotokoagülasyona göre daha iyi sonuçlar gösterdiği belirtilmektedir.

~ Sonuç olarak diyabetin kapalı açılı glokomla ilişkisi net olarak ortaya konmasına rağmen açık açılı glokom hastalarındaki risk değerlendirmesi hala tartışmalıdır


Menüye Dön


   powered by: minduce |